İnsan vücuduna dışarıdan etki eden herhangi bir kuvvetin oluşturduğu yaralanma ya da hasar travmaolarak adlandırılır. Ortopedi ve travmatoloji tıp disiplininde ise kas-iskelet sisteminde oluşmuş fiziksel yaralanmalar travma başlığı altında ele alınır. Düşme, çarpma, burkulma gibi her insanın gündelik hayatta sıklıkla karşılaşabileceği nedenler dışında trafik kazaları (araç içi veya dışı), ev ve iş kazaları, spor yaralanmaları, ateşli silah yaralanmaları ve doğal afetler (deprem, göçük altında kalma v.s.) gibi çok farklı nedenlerle bu yaralanmalar meydana gelebilmektedir.

Oluşan hasar travmanın şiddetine göre, basit bir yumuşak doku ezilmesinden büyük kemiklerde parçalı kırıklara, hatta uzuv (ekstremite) kopmalarına kadar uzanabilen geniş bir yelpazede yeralabilir. Genellikle genç bireylerde yüksek enerjili yaralanmalar travma nedeni iken, daha yaşlı ve kemik kalitesi zayıf kişilerde düşük enerjili basit yaralanmalarla da kas-iskelet sistemi travmaları oluşabilmektedir.

Travma sonucu oluşabilecek ortopedik yaralanmalar kırıklar, eklem çıkıkları, kemik ve eklem çevresindeki yumuşak doku (kas-tendon-bağ, damar ve sinir) yaralanmaları şeklinde izole ya da birliktelik gösterebilecek bir biçimde meydana gelebilir. Travmatik yaralanmaların uygun şekilde tedavi edilmemesi durumunda kırıklara özgü yanlış kaynama veya kaynamama gibi komplikasyonlar dışında, enfeksiyon, eklem hareket kısıtlılığı ve kireçlenme, hatta uzuv (ekstremite) kaybı gibi problemlerle karşılaşılabilir.

Birçok sistemi etkileyebilen çoklu yaralanmalarda ise kişinin hayatını riske sokabilen bir takım sorunlar da ortaya çıkabilir. Bu nedenle travma geçirmiş bir hastanın tedavisinde iyi donanımlı ve ciddi bir organizasyona sahip bir cerrahi merkeze ihtiyaç olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Travma hastasının karşılanması ve ilk müdahalelerinin ilgili uzman tarafından yapılması hayati önem taşımaktadır.

Kırıkların tedavisinde ameliyat dışı (konservatif) yaklaşımlar ve cerrahi yöntemler sürekli yenilenmektedir. Teknolojik gelişmeler paralelinde her geçen gün daha iyi, daha modern ve kişiye daha az ek hasar oluşturan tedavi yöntemleri geliştirilmektedir. Travma sonucu oluşan yaralanmanın şekli ne olursa olsun, uygulanacak tedavinin amacı vücut bütünlüğünü sağlamak, ilgili bölgenin fonksiyonlarını geri kazandırmak ve tüm bunları kişiyi en kısa sürede aktif gündelik yaşantısına döndürebilecek şekilde gerçekleştirmektir.

Ortopedik travmatoloji’de kullanılan tedavi yöntemleri şu şekilde sıralanabilir:

KONSERVATİF (CERRAHİ DIŞI) TEDAVİLER:

Genel olarak ilgili travmatik bölgenin alçı, atel ya da bir takım sargılama teknikleri ile sabitlenmesini içerir. Bazı ortopedik yaralanmalarda, eskiden uygulanan sert ve uzun alçılama tedavilerinin yerini günümüzde yarı sert ya da daha yumuşak tespit yöntemleri ile erken yük verdirmeye ve fonksiyon kısıtlamasına yol açmayan tespit yöntemleri almıştır. Bu tespit araçları günümüzde kişiye özel olarak tasarlanıp üretilebilmektedir. Ayrıca kas-iskelet sistemindeki yaralanmaların iyileşme süresini kısaltabilen ve tespit araçlarına eklemlendirilebilen iyileşmeyi uyarıcı bir takım cihazlar da mevcuttur (ultrasonografik uyarıcılar v.b.)

CERRAHİ TEDAVİLER: 

PLAK-VİDA TESPİTİ:  Kırık tespitinde çok eski yıllardan bu yana kullanılan bu implantlar günümüzde vücut ile uyumluluğu yüksek olan metallerden imal edilmektedir. Temel olarak paslanmaz çelik ve titanyumdan imal edilmiş olan bu implantlar ortopedik travmatolojinin en temel implantlarındandır. Basit bir parmak kırığından, pelvis (leğen kemiği) ve omurga kırıklarına kadar birçok bölge kırığı bu tespit materyalleri ile onarılabilir.

Fibula (kaval kemiği) kırığı olan bir olguda plak-vida tespiti

KAPALI İNTRAMEDÜLLER ÇİVİLEME TEKNİĞİ: Üst (kol ve ön kol) ve alt (uyluk ve bacak) ekstremitelerdeki uzun kemik kırıklarının (basit-parçalı) ve kalça kırıklarının büyük bölümünde uygulanan, kırık hattı açılmadan küçük cilt kesileri (2-3 cm’lik) kullanılarak kemiğin içerisine yerleştirilen implantlarla gerçekleştirilen ve kırık iyileşme süresini kısaltan tekniklerdir.

Femur üst uç (intertrokanterik bölge) kırığı olan bir olguda kapalı intramedüller çivileme (PFN) cerrahisi

EKSTERNAL FİKSATÖR TESPİTİ: Genellikle çok parçalı, dış ortamla ilişkilenmiş açık kırıklarda kemiğin beslenmesini en az bozan, kırık iyileşmesini biyolojik bir şekilde gerçekleştiren tespit yöntemleridir.

Yüksekten düşme sonucu her iki ayak-ayak bileği kırıklı bir olguda eksternal fiksatör cerrahisi

ARTROSKOPİK YARDIMLA YAPILAN KÜÇÜK MÜDAHALELİ OPERASYONLAR: Eklem içi kırıkların bir kısmında, eklem açılmadan kırıkların tespitini sağlayan; bu sayede ameliyat sonrası oluşabilecek eklem sertliği olasılığını azaltan, fizik tedavi ve tam fonksiyona ulaşma zamanını kısaltan tekniklerdir (bakınız; Artroskopik cerrahi).

PROTEZ CERRAHİSİ: Yaşlı ve kemik kalitesi iyi olmayan hastalarda, özellikle kalça ve omuz bölgesindeki kırıklarda ya da hastanın kendi kemiğinin onarılamayacak şekilde hasarlandığı kırıklarda kısmi ya da tam eklem protezleri ile uygulanan cerrahi girişimlerdir. Bu girişim sonrası hastalar ameliyatın ertesi günü eklemlerine yük verebilecek şekilde hareketlendirilebilmektedir (bakınız; Artroplasti (eklem protez) cerrahisi).

Femur üst uç (kollum femoris) kırığı olan bir olguda parsiyel kalça protezi cerrahisi